Otomobil Üreticileri ve Teknoloji Şirketleri Ortaklığı Geleceği Şekillendirecek…

in Otopost

Son 10 yılda teknoloji o kadar hızlı gelişti ki önceleri teknolojinin gözdesi akıllı cep telefonlarıyken; 2010’a gelindiğinde bulut sistemler ve birbirleriyle haberleşen farklı uygulamalar gözde oldu; 2020’lere yaklaşırken ise bu gelişen teknolojiler otomotiv endüstrisini de etkileyerek, geleceğin yatırımı olarak görülen internet bağlantılı otomobillere milyarlık yatırımlar başladı. IHS Automotive tarafından yapılan araştırmaya göre, dünya çapında internet bağlantısı olan otomobil adedinin, 2013’te 23 milyon iken 2020 yılında 152 milyon olması ön görülüyor, yani 7 senede 6 kat fazla üretim öngörülüyor. İnanılmaz bir oran!

No alt text provided for this image

IHS ayrıca 2035 yılına kadar yollarda 21 milyon otonom araç olacağını da tahminleri arasında sıralıyor. Apple’ın geçtiğimiz ay sonunda yayımladığı ilk otonom araç araştırmasının odağında tüm otonom araçların ortak problemi olan yayaların ve bisikletlilerin daha iyi tespit edilmesi konusu bulunuyor. Bu sırada ise Uber, otonom araç devriminde öncü rol üstlenmek için önemli bir adım atarak, Volvo ile 24 bin yeni otonom XC90 SUV aracı satın almak konusunda anlaştığını açıklıyor. GSMA, mevcutta 13 milyar dolar olan otonom ve internet bağlantılı (connected cars) otomobil pazarının 2018 yılına kadar 39 milyar dolar değerine ulaşacağını öngörmekte. Otonom araç devrimi başladı mı? sorusuna “Evet” yanıtı tüm bu araştırmaların yanı sıra dünyanın en büyük danışmanlık şirketlerinden biri olan Price Waterhouse Cooper (PwC) tarafından da teyit ediliyor. PwC’ın yaptığı bir araştırmada 10 yıl içinde pazarda yer alacak otomobillerin yüzde 90’ının otonom ve/veya internet bağlantılı araçlar olacağı bekleniyor. Kısacası tüm bu veriler, “connected cars” ve “otonom araçlar” konseptlerinin önlenemez yükselişini açıkça ortaya koyuyor.

BİRBİRLERİYLE BAĞLANTILI ARAÇLAR

Peki otomobillerimizde internet bağlantısı olunca ne olacak? Aslında yepyeni bir paradigma başlıyor. Araçların internet bağlantısı olması, aracın kendi kendini kontrol etmesinin yanı sıra yol şebekelerinin, yolda bulunan diğer araçların, hatta mağazaların araçlar ile bağlantıda olmasını sağlayacak. Hatta bu süreç, akıllı köyler, akıllı şehirler, akıllı ülkelere kadar varabilecek. Otomotiv endüstrisinin gelişerek elektrikli araçlar, otonom araçlar ve bağlantılı araçlar üzerine yoğunlaşması ve bunun sonucunda daha teknolojik ve standartlarımızı değiştiren araçlar üretmesi aslında bizi bu noktaya ulaştıracak, olağanüstü değil mi?

No alt text provided for this image

Fakat bu hızlı ilerleyen teknoloji ve gelecek öngörülerine rağmen, gelişmeler aynı hızda ilerlemiyor. Sebebi de tüketicilerin alışkanlıklarının kolay ve hızlı değişmemesinin yanı sıra, hükümetlerin zorlayıcı ve baskılayıcı regülasyon sistemlerinin bu gelişmeler in hızına ayak uyduramaması. Örneğin, 2015 yılında Avrupa Komisyonu, Avrupa’da satılan tüm araçların, acil servislerle otomatik olarak irtibat kuran ve ciddi bir durumda araç konumuna yönlendiren “eCall” ile donatılmasını zorunlu kılan yasa tasarısının lehine oy kullandı, fakat Nisan 2018’den itibaren geçerli olacak şeklide, yani 3 sene sonra… Diğer bir yandan Rusya, hem ithal hem de yerel olarak inşa edilmiş arabaların ERA-GLONASS olarak bilinen Avrupa e-Ticaret standardına dayanan acil müdahale sistemiyle donatılmasını şart koştu, fakat program, Ocak 2015’te komisyona açıldıktan tam 2 sene sonra, 1 Ocak 2017’de yürürlüğe girdi.

Maalesef bu kararların geç yürürlüğe girmesi, üreticilerin yeni ürün ve konsept geliştirme hızını ve tüketicinin uyumunu yavaşlatıyor, halbuki bizim ileriye itilmeye ihtiyacımız bulunuyor.

PAZARA KİM LİDERLİK EDECEK?

Yine de tüm bu yavaşlamalara rağmen, bir yandan da olumlu gelişmeler de yaşanmıyor değil. Bağlı cihazlarda yarı iletkenler ve chip üreticisi Qualcomm, bilgi-eğlence seti üreticisi Samsung ve Harman’a direk üretim yapan NXP firmasını satın alarak, otonom pazarına girdiğini ve bu alanda çalışmaya başladığını duyurdu.

No alt text provided for this image

Tabi en çok konuşulan konulardan biri de aslında bu pazarı kimlerin yönlendireceği… Renault, Toyota, Ford, BMW, Nissan gibi mevcut gelenekçi otomobil üreticileri mi? Yoksa Silicon Vadisi’nde yıllardır bu iş üzerinde uzmanlaşmış Apple, Google, Baidu, Tesla, LeEco gibi milyonların güvenini kazanan cihaz üreticileri ve geliştiricileri mi?

Bu araçlar, akıllı cihazlarımızla konuşacağı için, araç üreticileri mi yoksa akıllı telefon üreticileri mi pazara liderlik edecek? Kazanan kim olursa olsun, sektördeki marka rekabetinin bugünkünden çok daha farklı olacağı kesin. Ve tüm bu değişimlerin otomotiv endüstrisinde değer zinciri ve iş modeli odaklı değişiklikler getireceği de bir o kadar aşikar.

Bakalım geleceğin “insansız” makineleri teknolojileri, sektörü hangi yöne götürecek…

FF

Yazının PDF formatı için tıklayın…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *